Ana SayfaAIBurry’nin yapay zeka balonu, şok uyarı: VC’nin %87’si sektöre akıyor

Burry’nin yapay zeka balonu, şok uyarı: VC’nin %87’si sektöre akıyor

Michael Burry yeniden bir uyarı yapıyor ve bu kez hedef yapay zeka. Burry’nin AI balonu, teknoloji hisselerindeki satış dalgasının ortasında ve yatırımcıların dikkati Nvidia’ya çevrilmişken doğuyor. Onun görüşü net: AI sektörüne maruz kalma seviyesi artık Dot-com balonunun zirvesinde görülenden bile daha uç bir noktada.

Gönderme genel değil. The Big Short ile ünlenen yatırımcı, birlikte okunduğunda alışılmadık bir sermaye yoğunlaşmasını anlatan rakamları hatırlatıyor: girişim sermayesi, yüksek getirili tahviller ve yatırım yapılabilir seviye borçlar giderek daha fazla AI ile bağlantılı. Burry’ye göre doğru karşılaştırma yalnızca doksanların sonundaki internet çılgınlığıyla değil, 1999’daki TMT balonuyla yapılmalı.

Ve işte tam burada bu uyarı, sosyal medyada yapılmış bir provokasyon gibi görünmeyi bırakıp sistemik risk meselesine dönüşüyor. Bu kadar büyük bir finansman ve borç payı aynı sektöre yönelirse sorun yalnızca spekülatif fonlarla sınırlı kalmaz. En geleneksel portföylere, emeklilik fonları da dahil olmak üzere, kadar uzanabilir.

Burry’nin AI balonunun piyasayı neden endişelendirdiği

Michael Burry’ye göre, mevcut yapay zeka yarışı, Dot-com balonunun en hararetli dönemine kıyasla bile aşırı görünen bir aşırı maruziyet seviyesi sergiliyor. Onun AI hakkındaki uyarısının kalbi burada yatıyor: çok fazla sermaye aynı işleme yığılıyor ve gelecekteki büyümenin her türlü değerlemeyi ve her türlü harcamayı haklı çıkaracağına dair örtük bir inanç var.

Dot-com balonuyla karşılaştırma tesadüf değil. Burry, AI patlamasını 1999’daki TMT balonuyla yan yana koyuyor ve bugün durumun farklı olduğu, çünkü sürece dahil birçok şirketin AI dışında da gerçek ve halihazırda faal işlere sahip olduğu yönündeki fikre itiraz ediyor.

Bu nokta önemli çünkü tartışmanın eksenini değiştiriyor. Artık mesele yalnızca yapay zekanın ekonomiyi değiştirmeye aday bir teknoloji olup olmadığını anlamak değil. Asıl soru şu: sektöre halihazırda yönlendirilmiş sermaye hacmi, getiriler üzerindeki görünürlüğe kıyasla fazla mı büyüdü?

Burry’nin atıfta bulunduğu rakamlar: giderek daha yoğunlaşan girişim sermayesi ve borç

Girişim sermayesi, yüksek getirili ve yatırım yapılabilir seviye borç

Burry’nin AI balonu tezini özellikle üç veri destekliyor. İlki girişim sermayesini ilgilendiriyor. Burry, Apollo’dan Torsten Slok’a atıfla, girişim sermayesi finansmanlarının %87’sinin AI’ye yönlendirildiğini belirtti.

Tarihsel karşılaştırma bu veriyi daha da çarpıcı kılıyor: 1999’da internet şirketleriyle bağlantılı girişim sermayesi finansmanı payı %40’ın altındaydı.

Diğer iki rakam ise tahvil piyasasını ilgilendiriyor. %38’lik ihraç yüksek getirili tahvillerin AI ile bağlantılı olurken, yatırım yapılabilir seviye borç ihraçlarının %49’unun da aynı sektöre bağlı olduğu belirtiliyor.

Bu oranlar, piyasanın Michael Burry’nin AI hakkındaki uyarısına neden bu kadar dikkat kesildiğini açıklıyor. Yoğunlaşma yalnızca risk sermayesini değil, daha yüksek kaliteli borcu da kapsadığında, sürece dahil yatırımcıların çevresi dramatik biçimde genişliyor.

Burry neden portföyler üzerinde daha geniş etkilerden korkuyor

Burry’ye göre bu yapı, yalnızca girişim sermayedarlarını ve agresif oyuncuları değil, emeklilik fonları gibi kurumsal yatırımcıları da riske atabilir. Bu, onun muhakemesinin en hassas noktalarından biri: eğer AI patlaması artık geleneksel olarak daha temkinli kabul edilen yapılara da sızmışsa, olası bir düzeltmenin sonuçları çok daha yaygın olur.

Tarihe yapılan gönderme tam da bu işe yarıyor. Burry, Dot-com balonunun ardından, o dönemde ihraç edilen yaklaşık 100 milyar dolarlık yatırım yapılabilir seviye tahvilin 2002’ye kadar çöp (junk) seviyesine düştüğünü hatırlatıyor. Bu paralellik tek başına bunun yeniden olacağını kanıtlamasa da, AI sektöründeki aşırı yoğunlaşmanın neden yalnızca basit hisse senedi oynaklığının ötesinde bir risk olarak okunduğunu gösteriyor.

Bu, hikayenin ilk gerçek kilit noktası: AI ile bağlantılı borç bu kadar hızlı büyümeye devam ederse, mesele artık yalnızca büyük teknoloji şirketlerinin ya da startupların yarışı değil, bu genişlemeyi finanse eden kredinin kalitesi olur.

Artan capex ve hâlâ net olmayan getiriler

Tezin diğer ayağı kârlılıkla ilgili. Metin, AI devrimine duyulan güvenin zayıfladığını, buna karşın sermaye harcamalarının artmaya devam ettiğini ve yatırım getirisinin, raporlarda okunması zor olarak tanımlanan gelirler nedeniyle, hâlâ net olmadığını vurguluyor.

Başka bir deyişle, piyasa devasa bir altyapı inşasını finanse etmeyi sürdürüyor, ancak harcama ile getiri arasındaki ilişki henüz doğrusal görünmüyor. Bu, birçok piyasa gözlemcisinin AI sektöründe dile getirdiği resesyon riskini anlamak için merkezi bir nokta. Talebin var olması yetmiyor: sürdürülebilir ve görünür ekonomik nakit akışları da üretmesi gerekiyor.

Hesaplama gücü talebinin yoğunlaşması kırılganlığa bir unsur daha ekliyor. Çizilen tabloda, OpenAI ve Anthropic, büyük teknoloji şirketlerinin AI ile bağlantılı gelirlerinin önemli bir kısmı için başlıca kaynak konumunda, ancak hâlâ yoğun biçimde sübvanse edilen ve kârlı olmayan şirketler.

Burada ikinci kilit nokta ortaya çıkıyor: talebin önemli bir bölümü, kârlı olmayan ve gelirleri daha sonra bilançolarına yazan aynı aktörler tarafından desteklenen birkaç özel oyuncuda yoğunlaşıyorsa, tüm zincirin ekonomik sağlamlığı daha az şeffaf hale geliyor.

Altyapı düğümü: hızla eskileyen donanım

AI patlamasının savunucuları tarafından sıkça kullanılan bir diğer argüman, Dot-com döneminde inşa edilen altyapıyla yapılan karşılaştırma. Fikir basit: bugün fazla harcama yapılsa bile, o ağlar ve veri merkezleri uzun vadede yine de işe yarayacak.

Ancak aktarılan muhakemeye göre sorun, bu karşılaştırmanın bariz sınırları olması. O dönemde döşenen fiber optik kablolar uzun süre kullanılabilir durumdaydı. GPU ve CPU’lar ise çok daha hızlı biçimde demode olma riski taşıyor. Donanım ve yazılımdaki mevcut ilerleme hızıyla, 2020’lerin ortasında alınan ekipmanlar hızla tam kapasiteye çıkarılmak zorunda kalabilir ya da birkaç yıl içinde değer kaybedebilir.

Bu, Nvidia’ya ve çip yarışına bakanlar için de önemli bir nokta. Mesele yalnızca bugünkü talebin gücü değil, onu desteklemek için gerekli yatırımların ekonomik ömrü.

Michael Burry’nin uyarısından sonra piyasada ne değişiyor

Burry’nin tarif ettiği AI balonu, tek bir aşırılığa değil, bir faktör kombinasyonuna dayanıyor: neredeyse tekelleşmiş finansman, yüksek düzeyde maruz kalmış borç, artan sermaye harcamaları ve getiriler üzerinde sınırlı görünürlük.

Yatırımcılar için mesaj doğrudan: risk yalnızca en popüler isimlerin hisselerine fazla para ödemek değil, AI temasının finansman kanallarına ne kadar derinlemesine nüfuz ettiğini hafife almak. Dot-com balonuyla yapılan karşılaştırmayı her zamankinden daha ürkütücü kılan da bu.

Bu arada Burry’nin, aktarılanlara göre, Adobe, PayPal ve Lululemon hisselerinden de ek alımlar yaptığı belirtiliyor. Bu detay, müdahalesini daha da ilginç kılıyor: uyarı, piyasayı toptan reddetmeye değil, coşkunun risk fiyatını fazla yukarı itmiş olabileceği noktaları seçici biçimde okumaya benziyor.

Eğer AI’nin rotası giderek daha yoğunlaşan sermayeye ve hızla eskileyen altyapılara bağlı kalmaya devam ederse, sektör yakında çok somut bir şeyi kanıtlamak zorunda kalacak: yapay zeka anlatısının, bol finansman ve kolay borçlanma şemsiyesi olmadan da ayakta kalabileceğini.

RELATED ARTICLES

Stay updated on all the news about cryptocurrencies and the entire world of blockchain.

Featured video

LATEST